Hatay’ın hayat kaynağı Asi Nehri ve çevresi, deprem sonrası artan kirlilik ve denetimsiz yapılaşma ile yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. “Asi Havzası Çevre Vizyon Planı” sivil hareketi, 22 Mart Dünya Su Günü’nde tüm dünyaya seslendi: “Asi’yi ve havzasını korumak, Hatay’ı korumaktır!”
“Depremin Yaraları Doğada Devam Ediyor”
6 Şubat deprem felaketinin ardından sadece binalar değil, Hatay’ın ekosistemi de ağır bir darbe aldı. Nilgün Karasu liderliğinde başlatılan sivil hareket, kentin yeniden inşası sürecinde yapılan kritik hataları gözler önüne seriyor. Şehrin atık sularının Asi Nehri’ne akıtılması, en verimli tarım arazilerinin ve zeytinliklerin inşaat sahasına dönüştürülmesi kentin geleceğini tehdit ediyor.
“Beş Kritik Başlıkta Tehlike Çanları”
Vizyon planı kapsamında belirlenen ve çözüm bekleyen beş temel sorun Hatay’ın nefes almasını zorlaştırıyor:
Asi Nehri: Yılın her mevsimi farklı kirliliklere maruz kalan nehir, deprem sonrası şehrin tüm atık suyunun boşaltıldığı bir kanal haline geldi.
Tarım Arazileri: “Neden zeytinlikler?” sorusunu soran çevreciler, TOKİ ve diğer inşaat projelerinin en verimli topraklarda yükselmesine tepkili.
Mileyha Sulak Alanı: Kuş göç yollarının en önemli duraklarından biri olan bu özel ekosistem, su seviyelerindeki değişim ve kirlilikle yok oluyor.
Samandağ Kıyı Şeridi: 14 kilometrelik sahil şeridindeki denetimsiz yapılaşma durdurulamazsa, doğa dostu bir gelecek hayal olmaktan öteye geçemeyecek.
Hava Kirliliği ve Maden Ocakları: “ÇED Gerekli Değildir” kararlarıyla kentin her yerinde açılan taş ve maden ocakları, Hatay’ı Türkiye’nin en kirli havasına sahip şehri haline getirdi.
“Bize Katılın!”
Harekete destek veren kurumlar, Hatay’ın sadece binalardan ibaret olmadığını; toprağı, suyu ve havasıyla bir bütün olarak korunması gerektiğini vurguluyor. change.org/asihavzasi üzerinden başlatılan kampanya ile Asi’nin özgür ve temiz akması için sivil bir direnç örülüyor.
“Kaybettiklerimizi güvenli bir şekilde yeniden inşa etmek için toprağı, suyu ve havayı korumak zorundayız.”









