Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Adnan KİREÇÇİ
Adnan KİREÇÇİ

ESKİMEYİN, YAŞ ALIN!

​Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Brezilyalı bir geriatri uzmanının notlarına rastladım. Okudukça, modern dünyanın hızı içinde unuttuğumuz o basit ama hayati gerçekler bir bir yüzüme çarptı.

Yaşlılık, sadece takvim yapraklarının dökülmesi değil; bir bağımsızlık, dostluk ve zihin disiplini meselesidir.

​Doktor, ömrü üç ana döneme ayırıyor:
60-80 arası “resmi yaşlılık”,
80-90 arası “ileri yaşlılık”,
90 sonrası o bilgece “uzun ömürlülük”.

Ancak bu kronolojiden daha önemli bir vurgusu var: Yalnızlık ve Bağımsızlık.

“​Hayatınızın Direksiyonunu Bırakmayın”

​Çoğu zaman hayat arkadaşımızı yolun bir yerinde kaybediyoruz. İşte tam o noktada, “çocuklara yük olma” korkusu sessiz bir çığlığa dönüşüyor. Bu yükten kurtulmanın tek yolu, hayatın kontrolünü son ana kadar elinde tutmaktır.

​Ne yiyeceğinize, kiminle dışarı çıkacağınıza, hangi kitabı okuyacağınıza siz karar vermelisiniz. Eğer bu küçük ama özgür kararları başkalarına devrederseniz, sadece bağımlı değil, aynı zamanda huzursuz bir insana dönüşürsünüz. Shakespeare’in dediği gibi: “Ben her zaman mutluyum çünkü kimseden hiçbir şey beklemiyorum.” Beklenti, çoğu zaman hayal kırıklığının diğer adıdır.

​”Reçete: Dostluk ve Hoşgörü”

​Yaşlılığın en büyük panzehiri, kan bağı olmayan ama can bağı olan dostlardır. Çocuklar ve torunlar ne kadar sevgi dolu olursa olsun, akranlarla kurulan o bağın yerini hiçbir şey tutmaz. Dostlarla bağları koparmamak, aslında hayata tutunmaktır.

​Brezilyalı doktorun şu tavsiyeleri ise sadece yaşlılar için değil, her yaş grubu için altın değerinde:
​Tepki vermeden önce: Derin bir nefes alın.
​Konuşmadan önce: Dinlemeyi öğrenin.
​Eleştirmeden önce: Önce kendi aynanıza bakın.
​Yazmadan önce: Kelimelerin gücünü tartın.
​Saldırmadan önce: Öfkenizi bir kenara bırakın.

“Mutlu Olmak İçin, Önce Birini Mutlu Etmeli”

​En iyi ilişki, kusursuz olanla değil; hayatı ilginç bir şekilde yaşamayı öğrenmiş ve hala öğrenmeye devam eden biriyle kurulandır. Başkalarının kusurlarını görmek kolaydır; maharet, niteliklerini takdir edebilmektedir. Mutlu olmak istiyorsak, önce birini mutlu etmeli; bir şey arzuluyorsak, önce biz bir şeyler vermeliyiz.

​Zor anlarda gözleriniz yaşlı olsa bile ayağa kalkın ve gülümseyin. Unutmayın, bizler milyonlarca yıllık bir evrimin, yaşama tutunma mücadelesinin meyveleriyiz. Ölmeden önce, mümkün olan en güzel hayatı yaşamak sizin elinizde.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç
interstatik reklam


sanalbasin.com üyesidir