İskenderun’un göbeğinde bir boşluk açıldı. Eskiden orada devasa bir heyecan, binlerce gencin ter döktüğü bir saha, şehrin nabzının attığı tribünler vardı. 5 Temmuz Stadyumu yıkıldı; yerine modern, nizami ve estetik bir “Millet Parkı” konduruldu. Görünüşe bakarsanız her şey pırıl pırıl. Peki, sormak gerekmez mi: Gözümüzü boyayan bu ihtişam, şehrin ruhundaki o büyük boşluğu doldurmaya yetiyor mu?
“Estetik Bir Makyaj mı, Gerçek Bir İhtiyaç mı?”
Tıpkı devasa kubbeleriyle övünen ama içi boş kalan camilerde olduğu gibi, şehir planlamasında da bazen “gösterişi” “işlevin” önüne koyuyoruz. Bir parkın yeşilliği elbette değerlidir. Ancak İskenderun gibi sporcu fabrikası olan bir kentte; köklü bir spor mabedini yıkıp yerine sadece “gezinti alanı” yapmak, içeriği küçültüp kabuğu süslemek değil midir? Şimdiki yapı şık ama kimliksiz.
“Hayat Kurtaran Bir ‘Millet Parkı’ Mümkün mü?”
6 Şubat depremi bize en çok “zamanla yarışmayı” ve “yakın erişimi” öğretti. Bugün bu devasa parkın bulunduğu çevredeki vatandaşlarımızın en büyük çilesi, tam teşekküllü devlet hastanelerine olan uzaklık. Şehrin bu noktasında bir sağlık krizi anında dakikalar hayati önem taşıyor.
Şimdi soruyorum: Milyonlarca lira harcanan, metrekarelerce alana yayılan bu parkın bir köşesine, çevre mahallelerin acil sağlık ihtiyaçlarına cevap verecek, içinde bir “Acil Servis” veya “Semt Polikliniği” barındıran mütevazı ama modern bir sağlık ünitesi yapılamaz mı?
Sadece çiçek dikmek mi “millete hizmettir”, yoksa o milletin hastalandığında veya bir kaza geçirdiğinde sığınabileceği bir kapı açmak mı?
Parkın devasa yürüyüş yollarından bir nebze feragat edip, orayı bir Sağlık ve Yaşam Kampüsü haline getirmek, Kur’an’ın “israf etmeyin, fayda üretin” ilkesine daha uygun olmaz mıydı?
“Bir İhya mı, Bir İmha mı?”
İskenderun’un ihtiyacı olan şey; vitrin projelerle göz boyamak değil, şehrin hafızasını ve fonksiyonelliğini ayağa kaldırmaktır. Bir yapıyı yıkarak yerine daha “süslüsünü” yapmak her zaman ilerleme anlamına gelmez. Eğer yeni olan, eskinin ruhunu, işlevini ve en önemlisi halkın sağlık ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa; bu bir inşa değil, eksik bir tasarımdır.
Gelin artık binaların ve parkların sadece dış görünüşünü değil, insan hayatına dokunan “can damarlarını” konuşalım. Çünkü bir şehir, sadece çiçeklerle değil, vatandaşının nefesini güvenceye alarak yaşar.







YORUMLAR