İskenderunspor denince akan sular durur. Bu şehirde turuncu-mavi renkler, sadece bir spor kulübünü değil; geçmişin hatıralarını, yıkılan hayallerin arasından yükselen umudu ve sarsılmaz bir kültürü temsil eder. Ancak son günlerde Kulüp Başkanı Hakan Bolat ile takım kaptanı Erbay Eker arasında patlak veren “söz düellosu”, bizlere futbolun profesyonel gerçekleriyle, gönül bağının ne kadar sert çarpışabileceğini bir kez daha gösterdi.
”İki Farklı Dünya: Levent Yılmaz Örneği ve Erbay Eker Gerçeği”
Başkan Hakan Bolat, paylaştığı o duygu yüklü hikaye ile çıtayı çok yükseğe koyuyor. Levent Yılmaz’ın eşinin altınlarını bozdurmayı göze alarak takımı ligde tuttuğu o “efsane” dönem, İskenderunspor kültürünün yapı taşıdır. Bolat’ın bu örneği vermesi tesadüf değil; o, futbolcudan sadece yetenek değil, gerekirse cebindeki son kuruşu feda edecek bir fedakarlık bekliyor. Başkanın gözünde kaptan, gemisini terk etmeyen değil, gemi batmasın diye kendi malından vazgeçendir.
Öte yandan Erbay Eker’in paylaşımı, günümüz profesyonel futbolunun acımasız ve “insani” yüzünü önümüze koyuyor. Eker, “kredi kartı limitinin yetersiz kalmasından”, “alacaklıların kapıya dayanmasından” ve “evine ekmek götürme yükümlülüğünden” bahsediyor. Onun penceresinden bakıldığında olay bir “para hırsı” değil, bir “onur ve geçim mücadelesi.”
Kim Haklı?
Bu sorunun cevabı, hangi taraftan baktığınıza göre değişir:
Başkanın Penceresinden: İskenderunspor gibi köklü bir camiada kaptanlık bandı kutsaldır. Şehrin bu kadar zorluk çektiği bir dönemde, maddiyatı öne sürüp takımı yalnız bırakmak “gemiyi terk etmektir.”
Futbolcunun Penceresinden: Profesyonellik bir iş sözleşmesidir. Ailesine karşı mahcup olan, maddi yükümlülükleri altında ezilen bir sporcudan, sahadaki o meşhur “armayı terletme” motivasyonunu beklemek ne kadar gerçekçidir?
”Kol Kırılır Yel İçinde Kalır” mı?
Erbay Eker’in “Kol kırılır yel içinde kalır diye düşünüyordum ama şimdi cevap hakkı doğdu” çıkışı, iplerin tamamen koptuğunu gösteriyor. Hakan Bolat’ın “Ben olduğum sürece bu kulübe giremezsin” resti ise İskenderunspor’da bir dönemin kapandığının ilanıdır.
Sonuç olarak; İskenderunspor taraftarı, sahada canını dişine takan futbolcuyu da bilir, kulübü yaşatmak için servetini döken başkanı da…
Ancak unutulmamalıdır ki; efsaneler fedakarlıklarla yazılır, ama profesyonel düzenin çarkları maalesef duygularla dönmez.
Bu kavgada kazanan kim olur bilinmez ama kaybedenin İskenderunspor’un huzuru olduğu bir gerçek. İskenderun sokaklarında elli yıl sonra bu olay anlatılırken; kimin “kahraman” kimin “para peşinde koşan” olarak anılacağına, her zaman olduğu gibi zaman ve o büyük taraftar karar verecektir.








YORUMLAR