Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Adnan KİREÇÇİ
Adnan KİREÇÇİ

KÜSLÜK, KARDEŞLİĞE SIĞMAZ!..

Kardeşlik, aynı anne babadan dünyaya gelmekten çok daha büyük bir bağdır. Aynı evin hatıralarını, aynı sofranın sıcaklığını, çocukluğun aynı sokaklarını paylaşmaktır.

Ama bazen küçücük bir söz, yanlış anlaşılmış bir davranış ya da yıllar önce yaşanmış bir mesele, kardeşlerin arasına duvar örebilir.

Önce konuşulmaz…
Sonra telefonlar susar.
Bayramlarda selamlaşmalar azalır.
Aynı sofraya oturulmaz.
Ve zaman geçtikçe insan, neden küstüğünü bile hatırlamaz hâle gelir.
Oysa zaman her yarayı iyileştirmez. Bazı yaraları sadece derinleştirir.
İslam, kardeşler arasındaki kırgınlığın uzatılmasını istemez. Peygamber Efendimiz, “Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun.” buyurmuş ve Müslümanın kardeşiyle üç günden fazla küs durmasını yasaklamıştır.
Daha da önemlisi, barışmak için ilk adımı atan kişiyi öne çıkarmıştır:
“Bunların en hayırlısı, önce selâm verendir.”
Demek ki ilk adımı atmak küçülmek değildir.
Özür dilemek yenilmek değildir.
El uzatmak, haklılığından vazgeçmek anlamına da gelmez.
Bazen insanın kazandığı en büyük zafer, karşısındakini değil, kendi nefsini yenmesidir.
Peki kardeşler neden küser?
Miras yüzünden…
Para yüzünden…
Bir söz yüzünden…
Eşlerin veya çocukların arasında yaşanan bir mesele yüzünden…
“Beni aramadı.”
“Beni sormadı.”
“Bana haksızlık yaptı.”
“Önce o gelsin.”
Böyle böyle yıllar geçer.
Fakat hayatın acı tarafı şudur:
İnsan, haklı olduğunu ispat etmeye çalışırken kardeşini kaybedebilir.
Ve bazen bir gün, telefonun öbür ucundaki ses artık hiç gelmez.
İşte o zaman insan, yıllarca taşıdığı öfkenin ne kadar ağır; kardeşliğin ise ne kadar kıymetli olduğunu anlar.
Kardeşlik, mirastan büyüktür
Bir ev, bir tarla, birkaç kuruş para…
Bunların hepsi paylaşılır.
Ama kardeşlik paylaşılmaz.
Kardeşlik kaybedildiğinde, yerine aynı şey konulamaz.
İslam da bu nedenle insanların arasını düzeltmeye büyük önem verir. Diyanet’in hadis kaynaklarında, iki kişinin arasını düzeltmenin çok değerli bir davranış olduğu ve arabuluculuğun teşvik edildiği aktarılır.
Çünkü bazen iki insanın arasına giren şey bir duvar değil, gururdur.
Duvarı yıkmak içinse büyük sözlere gerek yoktur.
Bir telefon…
Bir mesaj…
Bir “Hakkını helal et.”
Bir “Nasılsın kardeşim?”
Bazen bütün yılları birkaç kelime bitirir.
Ya yarın çok geç olursa?
İnsan bunu kendisine sormalı:
“Kardeşimle küs olduğum bu mesele, onunla bir daha konuşamamaktan daha mı önemli?”
Cevap çoğu zaman bellidir.
Hayat kısa.
Ömür, sandığımız kadar uzun değil.
Bugün yanımızda olan insanlar yarın olmayabilir.
Ve ölüm, “Ben haklıydım.” cümlesini dinlemez.
O yüzden bazı meseleler çözülmeli, bazı sözler unutulmalı, bazı yaralar sarılmalıdır.
Çünkü mezarlıklar, haklılığını koruyup kardeşini kaybeden insanlarla doludur.
Kardeşine küsmek kolaydır.
Zor olan, gururunu bir kenara bırakıp kapısını çalmaktır.
Ama bazen insanın cennete giden yolu, tam da o kapının önünden geçer.
Kardeşler birbirine sırt çevirmesin.
Çünkü hayatın sonunda elimizde ne tartışmalar kalacak ne de kırgınlıklarımız…
Geriye sadece şunu söyleyememenin pişmanlığı kalabilir:
“Kardeşim, gel barışalım.”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç
interstatik reklam


sanalbasin.com üyesidir