İskenderun’da son haftalar hareketli geçti; sivil toplum kuruluşlarımızın birçoğu kongre maratonunu tamamladı. Kimi odalarda bayrak değişimi yaşandı, kimi derneklerde genç yönetimler dümene geçti. İsimler, yüzler, heyecanlar tazelendi… Ancak asıl soru şu: Değişen sadece tabelalardaki unvanlar mı kalacak, yoksa bu değişim şehrin damarlarına yeni bir bakış açısı pompalayacak mı?
STK’lar, bir kentin görünmeyen ama en güçlü motorlarıdır. Belediye binaları ve resmi kurumlar şehrin “yüzü” ise; STK’lar o şehrin vicdanı, aklı ve ortak sesidir. Sivil toplum demek, yalnızca bir meslek grubunun çıkarlarını savunmak değildir; yaşadığın kentin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasına karşılıksız omuz vermektir.
”Kongre Heyecanı Sessizliğe Gömülmemeli”
Yeni yönetimler, her zaman yeni bir enerji ve taze fikirler demektir. Bu, İskenderun için büyük bir fırsat. Ancak asıl mesele, kongre salonlarındaki o yüksek enerjinin sürdürülebilirliğidir. Seçim akşamı havada uçuşan projelerin, birkaç ay sonra yerini derin bir sessizliğe bırakması, şehre yapılacak en büyük haksızlıktır. Çünkü şehirler, saman alevi gibi parlayan çıkışlarla değil, sürekliliği olan emeklerle yükselir.
“Sadece Protokol Fotoğrafında Olmak Yetmez”
İskenderun; limanı, sanayisi ve kültürel derinliğiyle devasa bir potansiyele sahip. Bu potansiyel, sadece resmi yatırımlarla değil, “ortak akılla” işlenebilir. Maalesef zaman zaman STK’larımızı sadece seçim dönemlerinde ya da protokol karelerinde görüyoruz. Oysa gerçek sivil toplum; kendisine mikrofon uzatıldığında konuşan değil, sorun henüz kapıyı çalmadan çözüm üreten yapıdır.
Kentin trafiğinden çevre sorunlarına, gençlerin istihdamından sosyal yardımlaşmaya kadar her alanda STK’ların masada olması, fikir üretmesi ve gerektiğinde yapıcı eleştirisini sunması hayati önem taşır. Bir odanın ya da derneğin kapısı yalnızca üyelerine değil, o şehrin dertlerine de sonuna kadar açık olmalıdır.
”Sorumluluk Sadece Üyelere Değil, Şehre Karşıdır”
Bugün göreve gelen her yeni yönetim, aslında ağır bir sorumluluk devraldı. Bu sorumluluk sadece temsil edilen kitleye değil, İskenderun’un geleceğine karşıdır. Güçlü şehirler, ancak güçlü ve ses çıkaran sivil toplum yapılarıyla ayakta durur.
Unutmayalım; bir kentin kaderini değiştiren şey çoğu zaman dev bütçeler değil, altına imza atılan samimi bir fikir ve sergilenen kararlı bir duruştur. Şimdi, o kararlı adımları sahada görme vaktidir.
Adnan KİREÇÇİ







YORUMLAR