
HATAYSPOR : KADERİNE TERK EDİLEN BİR ŞEHİR MİRASI
Futbol sadece 22 kişinin bir topun peşinde koştuğu bir oyun değildir; hele ki Hatay gibi yaralı bir coğrafyada, umudun, dayanışmanın ve kimliğin yeşil sahadaki yansımasıdır. Ancak bugün gelinen noktada, Hatayspor’un TFF 1. Lig macerasının hüsranla bitmesi ve alt liglere doğru savrulması, sadece teknik bir hata değil, topyekün bir yönetim ve sahiplenme krizidir.
“Vaatler Süper Lig, Gerçekler BAL Ligi”
Daha dün gibi hatırlıyoruz; “İlk 10’da oynayan muhteşem bir Hatayspor” sözleri meydanlarda çınlıyordu. Ancak bugün Bekir İrtegün yönetiminde kurulan kadro yapısına baktığımızda, karşımızdaki tablonun profesyonel lig seviyesinden ziyade Bölgesel Amatör Lig (BAL) standartlarına gerilediğini üzülerek görüyoruz. Sayın Mehmet Öntürk ve mülki amirlerin verdikleri sözlerin sahadaki karşılığı, maalesef koca bir boşluktan ibaret kaldı.
“Kravatlılar Değil, Futbolu Bilenler Lazım”
Hatayspor’un en büyük talihsizliği, kulübün bir reklam panosu veya siyasi basamak olarak görülmesi. Tribünlerde şık takım elbiseleriyle boy gösterip, başarıda ön safta duranlar; takım transfer yasağı alırken, borç batağına saplanırken ve üst üste küme düşerken neredeydi? 15 ilçe belediye başkanı, milletvekilleri ve sanayiciler… Bu sessizliğiniz, Hatayspor’un tarihine “sahipsizlik” olarak not düşüldü.
UEFA’dan gelen transfer yasakları, kulübün geleceğine vurulmuş bir prangadır ve bu prangayı vuranlar, kendi memleketinin değerine ihanet etmiştir. Futbolu sadece kağıt üstünde bilen, sahadaki tozdan ve taraftarın nabzından bihaber olan isimlerin yönetim koltuklarını işgal etme devri artık kapanmalıdır.
“Gelecek Planlanmazsa, Geçmiş Sadece Acı Verir”
Hatayspor bir bayraktır, bir vatandır. Geçmişteki Süper Lig başarılarıyla avunmak, bugünkü yangını söndürmeye yetmiyor. Eğer bugün radikal kararlar alınmaz, kulüp gerçekten futbolu bilen, liyakat sahibi ellere teslim edilmezse; Süper Lig artık bir hayalden de öte, nostaljik bir anı olarak kalacaktır.
Taraftarın gösterdiği kırmızı kart, sadece sahadaki oyunculara değil; bu takımı yalnız bırakan tüm yönetici, siyasetçi ve iş insanları grubunadır. Hatayspor’un ayağa kalkması için reklam peşinde koşanlara değil, bu arma için ter dökecek ve şehri birleştirecek gerçek bir vizyona ihtiyaç vardır.
Hatayspor’u kendi kaderine terk edenler, bu şehrin hafızasında hak ettikleri yerle anılacaklardır. Şimdi suçlu arama değil, küllerinden doğma vaktidir. Ama bu, eski hataları tekrarlayanlarla değil, “önce Hatayspor” diyenlerle mümkün olacaktır.





YORUMLAR