Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ceylan Susam
Ceylan Susam

MAVİ GÖZLÜ DEVİN ARDINDAN… Nazım’a Saygı Ve Özlemle…

Takvimler yine 3 Haziran’ı gösteriyor.

Bazı insanlar ölür ve ardından sessizlik çöker. Bazıları ise ölür, ama sesleri yıllar geçtikçe daha da yükselir. Nazım Hikmet işte buydu.

Bugün Nazım’ın ölüm yıldönümü.

Ama ne gariptir ki ölüm, Nazım’a hiç yakışmadı.

Çünkü o, şiirlerinde yaşamayı seçmişti.

Bir çocuğun gülüşünde, bir işçinin nasırlı ellerinde, denize bakan bir aşığın gözlerinde, memleket hasretiyle yanan bir sürgünün kalbinde yaşamayı….

Onun şiirleri yalnızca dizelerden ibaret değildi. Bir ülkenin özlemi, bir insanın sevgisi, bir halkın umudu ve bir şairin inadıydı.

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine….”

Bu iki satır bile belki yüzlerce sayfalık siyasi, toplumsal ve insani tartışmanın özeti gibidir.

Nazım sadece aşkı yazmadı.

Memleketi de yazdı.

Hem de uzaktan sevmenin ne kadar can yakabileceğini herkesten iyi bilerek…

Sürgünde geçen yıllarında Moskova’nın soğuk sokaklarından Anadolu’nun sıcak toprağını özledi. Bir vapur düdüğünü, bir martı sesini, bir çınar ağacının gölgesini….

Çünkü insan bazen ülkesini en fazla uzağındayken sever.

Ve Nazım bunu herkesten iyi anlattı.

Memleketim…

Memleketim…

Memleketim…

Üç kelime.

Ama içine bir ömürlük özlem sığdırılmış üç kelime.

Onun şiirlerinde sadece yurt sevgisi yoktu.

AŞK vardı AŞK.

Hem de bütün çıplaklığıyla.

Nazım sevdiği kadına yalnızca güzel sözler söylemedi; özlemi, bekleyişi, kırgınlığı en önemlisi tutkuyu da anlattı.

Belki de bu yüzden hala milyonlarca insan bir aşkı tarif edemediğinde Nazım’ın şiirlerine sığınıyor.

“Sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?

Bir şairin kalbinden çıkabilecek kadar sade ama bir ömür düşündürecek kadar derin bir soru…

Nazım’ın aşkı da memleket sevgisi gibi kolay değildi. Bekleyişlerle, ayrılıklarla ve özlemlerle yoğrulmuştu.

Belki de en güzel şiirlerini bu yüzden yazdı.

Bugün onun ardından altmış yılı aşkın zaman geçti.

Dünya değişti.

Şehirler büyüdü.

İnsanlar hızlandı.

Ama Nazım’ın dizeleri eskimedi. Çünkü insan hala seviyor.

Hala özlüyor.

Hala bekliyor.

Hala daha adil bir dünya düşlüyor.

Ve Nazım’ın şiirleri de tam da bu yüzden yaşamaya devam ediyor, hem de en derinden.

3 Haziran’ da bir şairi anmıyoruz sadece.

Bir fikri, bir umudu, bir memleket özlemini, bir büyük aşkı ve insanın insana inanma cesaretini anıyoruz.

Mavi gözlü dev, bugün hala bir vapurun güvertesinde İstanbul’a bakıyor gibi…

Hala bir işçinin omzunda, bir öğrencinin defterinde, bir aşığın dilinde yaşıyor gibi…

Ve hala kulağımıza aynı şeyi fısıldıyor:

“En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız.”

Onu ölümünün yıldönümünde SAYGIYLA, özlemle ve şiirle anıyorum.

Çünkü bazı şairler sadece şiir yazmaz.

Aşkı en derinden yazar…

“Seni düşünmek güzel şey.

Ümitli şey.

Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey….

Fakat artık ümit vermiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum…”

Ve en çok da bir milletin hafızasına dönüşür.

Ceylan SUSAM

03 Haziran 2026

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç
interstatik reklam


sanalbasin.com üyesidir